Samsun Kültür Turizm A.Ş.

+90 362 457 66 33
<>

ETKİNLİKLER

TEKKEKÖY

14.01.2015 09:29


Samsun’un doğusunda, Samsun Trabzon Karayolu’nun 13. km’sinde,  Karadeniz’e  kıyısı  olan  yeni ilçelerden   biri   Tekkeköy.   Doğusunda Çarşamba yer alıyor. Samsun’dan  Tekkeköy’e  her  an araç bulunuyor. Tekkeköy’ün yaklaşık  nüfusu  49.000  ve  bu  nüfusun yarısı merkezde, yarısı da köylerde yaşıyor. İlçe topraklarının üçte birini de Çarşamba ovasının devamı oluşturuyor. Oldukça verimli topraklar bunlar ve tütüncülükten, mısır ve sebzeciliğe kadar tarımın her türü yapılıyor.

Tekkeköy’e  doğru  yol alırken: Kutlukent

Tekkeköy’e doğru yol alırken önce Kutlukent  sapağından  içeri  girip Kirazlık deresinin yanından Altınkaya Mahallesi’ne tırmanılıyor. Virajlı bir yol. Burada yaşayan halkın büyük bölümü mübadil. Yolun solunda eski bir taş kilise karşınıza çıkıyor.

Keltepe Kilisesi. Kubbesinin bir bölümü yıkılmış. Restorasyon yapılmasını bekliyor. Samsun ayaklarınızın altında burada. Kiliseyi ziyaret ettikten sonra yine aynı yoldan anayola inmekte fayda var, zira daha ileride ilginç bir şey yok.

Tekkeköy’ün merkezi 

Tekkeköy’ün  merkezinde  Hükümet Konağı ile Belediye Binası komşu. Konağın önünde bir de Atatürk heykeli yer alıyor.

Çakmak Barajı

Samsun’da  bulunan  barajlardan, sadece Çakmak Barajı’ndan içme ve kullanma suyu olarak yararlanılıyor. Barajdan, cazibeyle gelen su,  arıtma  tesisinde  arıtıldıktan sonra şehre dağıtılıyor. Samsun’da 2035 yılına kadar yetecek su kapasitesi mevcut. Samsun,  içme  suyu  kalitesi  bakımından  bölge  genelinde  1.  sırada, Türkiye  genelinde  ise,  ilk  10  il arasında yer alıyor.

Tekkeköy Mutfağından

Kazlı pilav, etli yufka, kıymalı börek, fırın kebabı yaygın olarak yapılıyor. Ayrıca bölge denizinin bereketli balığı hamsiden yapılan hamsi tava, hamsili pilav, hamsili ekmek, kiremitte hamsi gibi yemekler de çok sık yapılan yemekler  arasındadır.


TERME

14.01.2015 09:27


Terme’nin  Samsun'a  uzaklığı 58 km Karaormandan doğan Terme Çayı, ilçeyi tam ortasından ikiye bölerek Karadeniz'e dökülüyor.

En yakın yerleşim birimleri olan Çarşamba ilçesine 22 km, Ünye ilçesine 32 km mesafede. İlçenin kuzeyinde Karadeniz, doğusuna doğru gidildiğinde Ünye ve İkizce, güneyinde Akkuş, batısında Salıpazarı  ve  Çarşamba yer alıyor.

Doğal kanallarla bağlı olan Akgöl ve Simenit gölleri Karadeniz ile Terme İlçesi arasında denize yakın bölgede yer alıyorlar. Göllerin  suyu  tuzlu.  Sulamada kullanılamıyorlar.  Bu  göllerde hem balık avlanıyor hem de kuşların konaklama yeri olduğu için gözlem yeri.

Terme  için  bir  çok medeniyet mücadele etmiştir.

Sırasıyla Hititler, Frigler bu bölgeye hakim olmuşlar. Ardından Anadolu’ya giren Kimmerler de Frigleri  yıkmış.  Kimmerlerin  kadınlardan  oluşan  topluluğu  Amazonlar da Terme’ye gelip konaklamışlar.

Terme suyu (Termedon) yakınındaki dağların adı bazı harita ve ansiklopedilerde  "Amazonius  Mous (Amazon Dağları)" olarak geçer. Karadeniz  kıyılarında  kolonizatör olarak bulunan eski Yunanlılar da Termedon’da  yalnız  kadınlardan ibaret bir toplum olduğundan bahsediyor.

Medler, Persler ve Romalıların hakimiyetinden  sonra  395  yılından itibaren  Terme,  Roma  İmparatorluğu’nun Doğu Roma yani Bizans Devleti’nin  hakimiyetine  girmiş. 1219 1236 arasındaki dönemde Terme de dahil olmak üzere bütün Karadeniz Anadolu Selçuklularının yönetimindeymiş.

Bu  bölgeye  vali  olarak  atanan Eretna Bey Amasya, Samsun, Tokat, Sivas, Kayseri bölgesinde kendi adıyla devletini kurmuş. 1398 yıllarında Yıldırım Beyazıt Amasya ve Karadeniz bölgesini alınca Taceddin Oğulları ve Canik Beyleri Osmanlı yönetimini kabul etmişler.

Bundan sonra Terme Kazası Cumhuriyet dönemine kadar Canik Mutasarrıflığının idaresinde yönetilmiştir.

Terme’nin efsane kahramanları: Amazonlar

Anadolu  mitolojisinini   savaşçı   kadın   kahramanları MÖ 1200’li yıllarında Thermodon (Terme Çayı) kıyısında , Themiskryia kentinde yaşadıkları antik kaynaklarda belirtilmektedir.

Amazonlar, ok atıp, at biniyorlar. iyi yay çekebilmek için sol memelerini kestikleri, bu nedenle de memesiz anlamına gelen Amazon ismini aldıkları söylenir. Ok dışında mızrak, çift yüzlü hafif balta, yarım kalkan ve tolga da kullanırlarmıs. Amazon kelimesinin Ermenice’deki anlamı "Ay Kadın" ve benzer kelime manası da "Adam Öldürücü", Yunanca’daki manası ise "Memesiz" idi.

Amazonlar Tanrıça Kibele’ye taparlarmış. Yaşam kültürleri günümüzde alışılagelmişin dışındadır. Erkekleri işçi ve uşak olarak kullanıyor, savaşta aldıkları esirlerle beraber olduktan sonra, esirleri  öldürüp,  doğan  erkek  çocukları  öldürüyor,  kız çocukları ise ihtimamla büyütüp, güçlü birer savaşçı olarak yetiştiriyorlarmış.

Hititlerle Yunan adalarındaki milletler arasında tampon devlet olarak yaşamışlar. Ancak üç büyük krallığın birleşmesi sonucu, büyük bir saldırı ile yıkılmışlar.

Antik dönem yazarlarından heredot strabon ve Halikarnas balıkçısı öykülerinde amazonlardan bahsetmektedir.

ilkin tarihin babası olarak anılan Herodot Amazonlardan bahsederken Amazonların Yunanlılarla ve iskitlerle olan savaşlarını anlatır. Amazonlar iskitleri büyük bir hezimete uğratır. iskitler şaşkındır, dahası düşmanlarının kadın olduğunu savaş alanında kalan cesetleri görünce fark ederler.

Yunanlı Strabon ise Amazonlardan bahsederken, topluluğun kimliği, kökeni üzerinde durmuştur ve Ephessos, Smyrna, Kyme ve Myrina adlı antik kentlerin isimlerini Amazonların vermiş olduğunu dile getirir.

Halikarnas Balıkçısı ise Ege ’de bulunan birçok kentin Amazonlar tarafından kurulduğunu anlatır: "Mirin adlı bir Amazon kraliçesi, Kuzey Ege kıyılarında ‘Serne ’adında bir kenti zapteder, erkeklerin tümünü kılıçtan geçirir; kadın ve çocuklarıysa köle olarak tutar. Kraliçe onlar için kendi adını taşıyan, Mirin kentini kurar. Mirin,aynı zamanda Kyme, Prienne ve Pitane, Lesbos Adası’nda da Mitilin (Midilli) kentlerini kurar. Bir gün adaya giderken fırtına kopar. Ana tanrıça Kibele filoyu korur ve Semadirek Adası’na götürür. Kraliçe Mirin o güne dek kimsenin oturmadığı adada Kibele’ye saygı ve şükranlarını anlatmak için bir tapınak kurar".

İlçe merkezi

İlçe  merkezine  girdiğimiz  4-5  katlı binalardan hemen anlaşılıyor. Binaların altları dükkan, çarşı-pazar. Yolun sonunda 5 yol ağzına açılan ilçe meydanında saat kulesi yer alıyor. Her yerde olduğu gibi belediye binası  burada  da  meydanlık  alanda. Amazon Heykeli ve piknik yerlerine gitmek için Terme Çayı’ndan geçip tekrar anayola çıkıp yola devam ediliyor. Yer yer su basar ormanları çıkıyor  karşımıza.  "Evci  Beldesi’ne hoş geldiniz" tabelasından sola döndüğünüzde karşınıza Amazon heykeli çıkıyor.

Terme Mutfağı

Tüm Samsun’da olduğu gibi burada en ünlü yemek keşkek. Evde yapılan tatlılar son derece lezizdir. Tirid, mısır çorbası, lepsi, hamsili pilav vb. gibi yemeklerde çok sık yapılan yemekler. Bir de Terme pidesini tatmadan dönmemelisiniz. Terme Pidesi Nasıl Yapılır? Sulu hamurdan yoğrularak yapılıyor. Meşe odunu ateşinde pişirilen pide, Türkiye’de yapılan diğer pidelerin aksine yumuşak ve bol malzemeli oluyor.


VEZİRKÖPRÜ

14.01.2015 09:26


Samsun’un ikinci büyük ilçesi. Vezirköprü   Samsun    merkezinden 116 km uzaklıkta. Samsun’un Havza, Bafra, Alaçam ilçeleri ile Sinop ve Çorum’a komşu olan Vezirköprü, yaklaşık 106 bin nüfusa sahip. Vezirköprü halkının 79.166’sı köylerde yaşıyor. İlçenin çevre ile ulaşımı karayolu ile sağlanıyor. Havza  ve  Durağan\'a  gitmek  için minibüsleri tercih edebilirsiniz. Vezirköprü’den Samsun, Ankara, İstanbul, Bursa\'ya her gün düzenli otobüs seferleri var.

Tepelerle çevrili bir çanağın içine konuşlanmış olan Vezirköprü, Kunduz  Dağları  Kale  Tepe,  Tavşan Dağları ile Keltepe ile çevrilidir.Kızılırmak vadisine bakan yamaçları  ormanlarla  kaplıdır.Batısındaki Kunduz Yaylası, kuzeyindeki Kabalı Yaylası ile güneybatısında Tavşan Dağı Yaylası, yayla turizmi açısından önemlidir.

Vezirköprü, iklim koşulları bakımından kıyı kuşağının nemli ılıman iklim tipi ile iç kesimlerin karasal iklim tipi arasında, geçiş kuşağının kendine özgü termik ve nemlilik özellikleriyle ayrılmaktadır. Kışlar kıyıya göre daha soğuk, yazlar da daha sıcak geçer.

Vezirköprü’nün ekonomisi

İlçenin ekonomisi ağırlıklı tarıma dayalı. Vezirköprü\'lüler, her çeşit tahıl ile sebze ve meyveyi üretiyorlar. Hayvancılık ve orman ürünleri de önemli yer tutuyor. Heybecilik, semaver yapımı, ip ve urgan yapımı gibi geleneksel el sanatlarını sürdüren zenaatkarlar da karşımıza çıkıyor Vezirköprü’de. Vezirköprü, yaklaşık 7500 yıllık süreçte bir çok kültüre ev sahipliği yapmıştır.

Hititlerin kutsal kenti: Oymaağaç Höyük Tepe

En az birkaç bin yıllık bir yerleşim alanı olduğu tahmin edilen Oymaağaç Höyük Tepe ticaret kervanlarının önemli uğrak yerlerinden biri olmuş ve fırtına tanrısına adanmış diğer adıyla Hatti ve Hititlerin kutsal kenti Nerik olarak adlandırılmıştır.

İlçe merkezi

Vezirköprü’nün  merkezi,  günümüze kadar ayakta kalmayı başaran ve bir bölümü restore edilimiş tarihi eserler açısından çok zengindir.

Bir sokaktan diğerine geçtiğinizde mutlaka eski bir eserle karşılaşıyorsunuz. Bununla birlikte son derece hareketli Vezirköprü’nün merkezidir. Üç dört katlı binaların altındaki dükkanlarda her  türlü ihtiyaca  cevap verecek dükkan yer alıyor.

Belediye parkı

İçinde  çay  bahçelerinin  yer  aldığı belediye parkında çamların, çınarların gölgesinde oturmak çok keyiflidir. Dışarısı 30-35 derece sıcakken belediye parkında serin bir ortamda keyifle dinleniyorsunuz.

Höyük ve Düz Yerleşimler

Bu bölgede de sayısız tepe, höyük ve tümülüs bulunuyor. Höyüktepe-Oymaağaç Tepe’de kazı çalışmaları devam ediyor. Bir çoğu İlk Tunç Çağı’nın izlerini taşıyor ve yapılan kazı çalışmalarında  çanak,  çömlek parçalarına rastlanmış. Bellibaşlıları Doğan Tepe, Kurudere, Yağınözü Çakmak,  Keltepe,  Yağbasan Tümülüsleri, Çeltek Tümülüsleri, Aşağı Narlı Tümülüsleri, Avdan Köyü Tümülüsü, Çal Köyü Tümülüsü ve Maltepe Tümülüsü.

YAYLADA  YAŞAM

Kimler yaylaya göçüyor? 

Yaylaya  genellikle  hayvancılık  yapanlar  göç  ediyor.Göç nedenleri ise, hayvanların beslenebilmesi için köylerde  yeterli  miktarda  otlak  ve mera bulunmamasıdır.

Yaylalarda yapılan şenlikler

Yaylalarda yapılan şenlikler birbirinden farklıdır. Susuz Köyü yaylasında boğa güreşleri yapılır ve gençler geleneksel \"Çıngırşak\" oynarlar. Eğlenceleri geleneksel yemekleriyle zenginleştirirler.

Konaklama    yerleri 

Yaylalarda insanlar, çadırlarda veya kelik adı verilen ahşap evlerde konaklarlar.

Yaylalarda gelenek ve görenekler:

•Yaylada hayvanların bakımı için tutulan sığırtmaca, her hafta yayık döven yaylacılar tarafından birer kaşık tereyağı verilir. Bu gelenek sığırtmacın, daha dikkatli davranarak hayvanları kurt ve diğer yırtıcı hayvanların tehlikesinden koruması için yapılıyor.

•Yaylada genellikle yaşlı kadınlar yaşadığı için, her hafta köyden yaylaya yayık dövmeye genç kızlar ve gelinler gidiyor.

•Yaylaya çıkıldıktan 15-20 gün sonra, köy halkının tamamı şenlik için yaylaya gidiyor.

Bir demirçağ kenti:

Esenköy

Vezirköprü  ve  çevresi  önemli  bir yerleşim  yeri  olmuştur.  Bunun  en önemli  kanıtı,  ilçenin  15  km  güneybatısındaki Esenköy’de bulunan ve Paflagon tipi kaya mezarını da içine alan bölgede bulunan mimari  ögeler.

Yaylaya gidiş ve dönüş mevsimi

Yaylaya genellikle mayıs ayı içerisinde çıkılır ve en geç eylülde köylere geri dönülür.

Dönüş hazırlıkları yapılır, koyun ve keçiler daha önceden kırkılır, hayvanlar ve yünleri derelerde yıkanır. Eşyalar ve çadırlar toplanarak hayvanlara veya traktörlere yüklenir ve yayladan inilir.

Yemek Kültürü

Vezirköprü mutfağında kuru fasulye, nohut, mısır, üzüm yaprağı, yarma-bulgur temel malzemeler. Et, pirinç ve hamurlu yiyecekler de mutfağa hakimdir. Kaz, tavuk, ördek ve hindi gibi kümes hayvanları geleneksel beslenmede önemli bir yer tutuyor. Kaz pilavı, tirit, kaz çevirmesi, tavuk kızartması, kümes hayvanlarından yapılan yemekler. Kaldırayak, madımak, pancar, nünük gibi bitkilerden kavurma, ya da çorba yapılır. Katık böreği Vezirköprü’ye özgü bir yemek. Katık, yarma (iri öğütülmüş mısır) ve dere otundan yapılan bu börek son derece lezzetli ve başka bir yerde bulamayacağınız bir tat.

Oymaağaç Kebabı Oymaağaç Köyü’nde yapılan  \"Oymaağaç  Kebabı\" mayıs-kasım ayları arasın da  yapılıyor,  hem  sıcak hem  soğuk  olarak  yeniliyor.  Kebabın  en  önemli özelliği oğlak etinden yapılıyor olmasıdır.

Kebap, özel yapılmış bacada, kebap odasında yaklaşık 3-4 saatte, büyük bir özenle çevrilerek pişiriliyor. Oğlağın çevrilerek pişirilmesi sonucu eriyen yağlar bir kapta toplanıyor ve etle birlikte tiridine banılarak yeniyor.

Oğlak Kebabı, yörenin asırlardır varolan geleneksel yemeğidir.


YAKAKENT

14.01.2015 09:23


Samsun’a 79 km mesafedeki Yakakent, aynı zamanda Samsun’un en batıdaki ilçesi, Sinop’un komşusudur. Yakakent, Samsun Sinop Karayolu üzerinde olduğu için yoğun bir ulaşım trafiği vardır. Alaçam’a 6 km, Bafra’ya  33  km  uzaklıkta.  Yaklaşık 10.000 kişinin yaşadığı ilçede, nüfusun %50’si şehir merkezinde, kalanı da köylerde yaşıyor.

Tarihinde üç isim taşımış:

Kominos, Gümenez ,Yakakent ilçesinde yeterli araştırma yapılamadığından Pilavtepe   olarak   bilinen   tümülüs dışında herhangi bir yerleşme izi   tespit   edilmemiştir.   Pilavtepe tümülüsü bölgedeki diğer örneklere    bakılarak    Hellenistik döneme tarihlenebilir M.Ö 330-30 1500’lü yıllarda Bizanslılar hüküm sürüyor Yakakent’te. Şehrin adı o dönemde  "Kominos".1514’de gerçekleşen ve tarihin en büyük   meydan   muharebelerinden biri olan Çaldıran Savaşı için sefere çıkan Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in, Kominos halkının Osmanlı İmparatorluğu’nu tanımaması üzerine, Kominos’u yerle bir ettiği söylenir.Kominos Osmanlılar tarafından ele geçirildikten sonra ismi de Gümenez olarak değiştiriliyor.1963’de belediye teşkilatının kurulmasıyla birlikte Gümenez, bugün kullanılan Yakakent olarak değiştiriliyor, 1991’de ise ilçe oluyor.

Yakakent’in merkezine vardığınızda sırtını denize dönmüş Atatürk heykelinin de yer aldığı meydan hemen karşımıza çıkıyor.Alanın sağ tarafında ise belediye binası, sol tarafta ise yine altında dükkanların bulunduğu 5 katlı binalar vardır. Burada geçmişi hatırlatan tek öğe, heykelin hemen karşısındaki 2 katlı ahşap binadır. Altı kıraathane olmuş şimdilerde. Soldaki 5 katlı binaların önünden doldurularak yükseltilmiş sahil şeridine geçiliyor.Trafiğe kapalı ve deniz kenarında  gezinti için çok uygun bir yoldur.

Karadeniz’i kucaklayan 14 km plajıyla Yakakent 

14 km’lik bakir bir plaj ve pırıl pırıl berrak bir deniz. Yakakent Samsun’un Karadeniz’e açılan en büyük penceresidir.  Bu  özelliği  ile  Samsun’un turizm açısından cazibe merkezi olmaya adaydır. Özel sektör de yatırım yapmaya başlamıştır. Kumluk Plajı ilklerden biridir. Tatil tercihiniz deniz ve huzur ise doğru adrestesiniz. Rahat ve keyifli bir ortamda denize girebilir, uzun doğa yürüyüşleri yapabilir, leziz balık çeşitlerinden yiyebilir ve muhteşem günbatımıyla günün yorgunluğunu çıkarabilirsiniz. Akşamüstü ve gece boyunca sahil şeridindeki hareketlilik size de cazip gelecektir. Sıra sıra çay bahçeleri, kafeler... Ayrıca yaz sezonu boyunca sahil bandında bulunan çay bahçeleri ile canlı müzik yapan barlar, gece hayatını doyasıya yaşamak isteyenlere  alternatif oluşturuyor.

Türkiye’nin en büyük balıkçı  barınağı

Yakakent Türkiye’nin en büyük balıkçı barınağına sahiptir. Sadece dalgakıranın içine 6 tane 25 m.lik büyük balıkçı teknesi bordalayabiliyor. Ama bir o kadar da sempatik bir yer burası. Denize sıfır, yarım ay şeklindeki koyda tek tek ya da birbirine yaslanmış  ahşap  kayıkhaneler  ve çekek yerleri var.Belliki kışlayan tekneler çatısı kapalı barınaklarda kışı zorlanmadan geçirebiliyorlar.Bu kayıkhanelerin bazılarının önünde ahşap küçük iskeleler denize doğru uzanıyor.Sahilde üç tane de balık lokantası vardır. Altı kayıkhane, üstü lokanta. Burada yemek yiyecekseniz kalkan balığını mutlaka tadın, tadına doyamayacaksınız.

Çam Gölü’ne doğru 

Yakakent’e geldiyseniz, 4 km kadar doğuya  doğru  yol  alıp  Çam  Gölü’nü görmenizi öneririz. Sahile dik inen  yamaçların  önünden,  denize paralel  yolun  solunda  pansiyonlar ve restoranlar var. Rüzgar müsait olduğu zamanlarda sahilde de çadır kurulabiliyor. Yolculuk çamların ortasından, mis gibi havayı soluyarak devam ediyor.

Sıcaklardan bunalıyorsanız

Son yıllarda deniz  turizminin yanı sıra yayla turizmi de çok fazla  ilgi görüyor. Yazın bunaltıcı sıcağından uzakta, doğa yürüyüşü ve piknik yapmak isteyenler Uzunkız, Elikbuyran ve Necati Batı yaylalarına çıkıyorlar. Farklı bir deneyim, keyif alacaksınız.

Yakakent’te pansiyonculuk gelişmiş

Yakakent’te aile pansiyonculuğu gelişmiştir. Pansiyonların yanı sıra belediyeye ait 20 yataklı otel ve restoran; hemen yanında yine belediyeye ait 12 odalı bir motel bulunuyor.15 yatak kapasiteli öğretmen evi hem burada konaklamak isteyen öğretmenlere hem de diğer tatilcilere hizmet veriyor. Bir başka konaklama alternatifi ise Çam Gölü mesiresi girişinde tatil köyü konumundaki motel ve pansiyonlar.

Temmuz ayı kültür ve sanat şenlikleri ile renkleniyor

Her yıl Temmuz ayının son haftasında Yakakent Belediyesi’nin düzenlediği kültür ve sanat şenliklerini  izlemek  için  çevre  ilçelerden gelen ziyaretçilerle hareketleniyor Yakakent.Şenlik kapsamındaki spor yarışmaları, müzik konserleri, yemek yarışmaları ile kültürel etkinlikler büyük ilgi topluyor.

Türk-Japon  dostluğuna  güzel  bir örnek oluşturan Yakakent Kushimato kardeşliği nedeniyle düzenlenen etkinlikler ve standlar şenliğin diğer boyutunu oluşturuyor.

Farklı Lezzetler

En meşhur yemekleri içli mantı. Mantı içinin farkı cevizden kaynaklanıyor. Sarmısaklı yoğurtla yeniyor. Dört mevsim balık yemeklerinin en lezzetlilerini yiyebilirsiniz burada. Hem kızartmaları hem de buğulamaları son derece lezzetli yapıyorlar.Yakakentte de ördek ve tavuk mutfakların vazgeçilmezi. Tirit burada da çok yapılan bir yemek.


Kış Turizmi

14.01.2015 09:18


Akdağ Yaylası Ve Kayak Merkezi

İlçeye 7 km. mesafede bulunan “Akdağ” Dağının zirvesinde 1788 rakımlı “Uzunyazı Tepe” ile 1404 rakımlı “Yemişen Tepe” arasında kurulacak olan “Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi” arazi yapısı itibariyle çok uzun kayak pist alanlarına sahip olup, olimpik kayak alanlarına kıyasla daha elverişli konum sahiptir. Ayrıca bu alanın doğal çimle kaplı oluşu, burada yaz aylarında çim kayağının yapılmasına imkan sağlamakta ve 5 yıldan bu yana her yıl yapılagelen Yayla Şenliklerinde de çim kayağı yarışmaları düzenlenmektedir.

Kayak alanının İlçe merkezine yakın oluşu ve yolunun şimdilik stabilize olup, her türlü araçla ulaşım imkanının bulunması, barınma, konaklama ve diğer ihtiyaçların karşılanmasına imkan vermektedir.

Kocadağ

Çok eğlence, yer çalışması için kullanılan ve rüzgar güçlü olduğunda soaring de yapılabilen eğimi az 30-40m lik olan alana sahiptir. Doğa ile iç içe olan alan yamaç paraşütü için çok uygun ve eğlenceli bir alandır.

Bölgede ayrıca özel yürüyüşler, oto tırmanma aktiviteleri ve yayla şenlikleride düzenlenmektedir.