Samsun Kültür Turizm A.Ş.

+90 362 457 66 33
<>

ETKİNLİKLER

ALAÇAM

14.01.2015 09:44


Yakakent’ten yola çıkıp, Samsun Sinop Karayolu’nda, doğu istikametine doğru yol aldığınızda şirin bir sahil kasabası olan Alaçam’a varıyorsunuz. İlçenin Samsun’a uzaklığı 78 km Yaklaşık 30.000 kişinin yaşadığı Alaçam nüfusunun 19.314’ü köylerde yoğunlaşmış. Yazları serin, kışları ılık ve soğuk; burada da tipik Karadeniz iklimi hüküm sürüyor. Temmuz ayında ortalama sıcaklık 35 derece iken, Ocak aylarında -5 civarında.

İlçe merkezi

Karayolundan sola sapıp yukarıya doğru çıkılıyor. 2-3 katlı, altı dükkan  olan  binaların  önünden  ilerliyoruz. Yol kendiliğinden hafif sola kıvrılıyor. Alaçam’ın merkezindeki Anadolu Beyler Beyi Sadi Bey Camisi’nin   dış   cephesi   mozaik   ile kaplanmış. Bu nedenle tarihi eser olduğu dışarıdan bakıldığında anlaşılmıyor ne yazık ki. Camiyi geçtikten sonra sağdaki alan geleneksel ilçe alanı özelliğini taşıyor. Alanın  güney  ucunda  bir  Atatürk Heykeli yer alıyor. Bu alan aynı zamanda il ve ilçelere hizmet veren bir garaj. Batı tarafında ise 2 katlı binaların   altındaki dükkanlarda alışveriş canlılığı yaşanıyor.

Geçim  kaynakları: 

Tarım ve balıkçılık

Alaçamlılar  hem  tarım  yapıyor,hem de balıkçılık. Çiftçiler ağırlıklı olarak tütün, buğday, fındık, arpa ve çavdar yetiştiriyor. Sebze ve meyvenin ise her çeşidi üretiliyor. Toprağı verimli, iklim de ekime dikime elverişli.

Balıkçılık da  ekonomilerinde önemli yer tutuyor. Balık pek bol. Hamsi, istavrit, palamut, lüfer, kefal, barbunya, mezgit ve kalkan balıklarını avlıyor Alaçamlı balıkçılar.

Horon ve Rumeli oyunları 

Alaçam ilçe merkezinde yaşayan halkın büyük bölümü mübadil olduğundan düğünlerde genellikle Zigoş, Debreli Hasan, Vardar Ovası, Topal Ağa adlı Rumeli oyunları ağırlık kazanıyor.

El sanatları

Ellerindeki en bol malzeme ağaç, saz ve yün olunca Alaçamlılar kilim dokumacılığı, hasır örücülüğü, ağaç işlerinde ustalaşmışlar.

Alaçam Mutfağı

Tavuk eti ile yapılan Herse, özellikle Çerkez köylerinde yapılan Aluş yemekleri; çiğ kıymadan içine baharat katılarak yapılan kapaklı pidesi, Palamut balığından yapılan palamut dolmasının tadına doyum olmuyor.

Bahar aylarında yapılan koyun peyniri de çok lezzetlidir.


AYVACIK

14.01.2015 09:43


1990  tarihinde  Ayvacık  Köyü  ve Keskinoğlu Köyü’nün birleşmesi ile Ayvacık ilçesi kurulmuştur. Samsun’a 62  km  uzaklıktaki  Ayvacık  Tokat, Amasya ve Ordu illeri ile Asarcık, Çarşamba  ve  Salıpazarı  ilçelerine komşudur.Canik   Dağları’nın   kuzey eteklerinde, Suat Uğurlu Baraj Gölü’nün kıyısında yer alan Ayvacık’a ulaşım,   Samsun'dan   Çarşamba'ya kadar  Samsun-Ordu  devlet  karayolu   ve   Çarşamba'dan   sonra   28 km’lik il yolu ile sağlanmaktadır.  Eski  tapular  incelendiğinde  Ayvacık’tan gezi yeri olarak bahsedildiği görülüyor.

Merkezi

Suat  Uğurlu  Baraj  Göleti’nin  kenarındaki Ayvacık’ın yolu virajlı bir yoldur. Zaman zaman rampa tırmanışları, zaman zaman da inişlerle Ayvacık’a varıyorsunuz.

Ayvacık’ın karşı kıyısında da köyleri bulunmaktadır. İki yaka arasında ulaşım küçük bir feribotla sağlanıyor. Belediye binası hemen ilçe girişindedir. Farklı bir yerleşme planı var. Kaymakamlık  binası  girişte,  göl kenarında yer almaktadır.  Ortadaki  yolda  alışveriş için dükkanlar dizilidir.

Göletin etrafında üç-dört tane kahvehane var. Oturup manzaraya karşı bir çay, bir kahve içmek son derece keyifli olmaktadır.

İlçenin büyük bölümü ormanlık arazidir.

Barajın etrafı da fındık ocağı yer alıyor. İlçe halkı fındık ve ormancılıktan geçimini sağlıyor.

Barajdan yayın balığı, aynalı sazan, Japon levreği, kefal çıkıyor. Ayvacık’ın  büyük  bölümü  orman alandır.

Ancak orman vasfını kaybetmiş, alanlar zaman içinde tarım  arazisine  dönüştürülmüştür.

İlçe halkının %90ı tarımla,  kalanı da ticaretle ve balıkçılıkla geçiniyor. Mısır, buğday, arpa ve fındık üretiyor Ayvacıklılar.

1982 yılında hizmete giren Hasan Uğurlu   Yeraltı   Santrali   ile   Suat Uğurlu Hidroelektrik Santrali ülkemizin enerji ihtiyacını karşılayan önemli   santrallerden.

Çam ormanları

Ayvacık’ın özellikle Hasan Uğurlu Baraj Gölü çevresindeki çam ormanlarıyla kaplı alan piknik ve mesiresi alanları ilkbahar ve yaz mevsiminde Samsun'lular tarafından büyük rağbet görüyor.

El Sanatları

Cecim

Ayvacık’ta  el  sanatları  denilince,  ilk akla, el tezgahlarında halis yünden dokunan “cecim” geliyor. Yere sermek için dokunan kilimlere cecim derlerken, kadın ve çocukların bellerine bağladıkları bağlar da cecim olarak adlandırılıyor.

Ayvacık Mutfağı

Ayvacıkın geleneksel yemekleri "keşkek" ve "Haluç". Keşkekin yapılışı oldukça zahmetli, bir o kadar da lezzetli bir yemektir. Önce buğday özü suda iyice pişiriliyor. Bu pişirme işlemi boyunca buğday devamlı olarak karıştırılıyor ve krema kıvamına geliyor. Pişirirken içine kemiksiz, tavuk etini de koyup, et liğme liğme oluncaya kadar karıştırmaya devam ediliyor. Keşkek, kıvamına geldikten sonra üzerine tereyağı ilave edilerek servis yapılıyor.


BAFRA

14.01.2015 09:42


Samsun’a 51 km mesafede olan Bafra, kuzeyden Karadeniz’e açılıyor, güneyinde Kavak yer alıyor. Kızılırmak deltasını kaplayan ve tamamen Kızılırmak tarafından oluşturulan Bafra ovası, güneyindeki Canik Dağları’nın uzantısı olan, 1225 m.  yükseklikteki  Nebyan  Dağı  ile çevrilidir. 

Bafra'nın merkezine girerken;

Bafra’ya giren yol çok güzel düzenlenmiştir. Çiçekler ve aralıklarla dikilmiş çamlar insanın içini  açıyor. Her rampadan aşağı inerken her iki tarafta da evler sıklaşıyor. Bafra’nın girişi insanda gelişmiş bir yere  geldiğiniz  hissini  vermektedir. Bafra’da ekonominin lokomotif tarımdır. Başta tütün olmak üzere sebze ve meyvecilik çok gelişmiştir.

Derbent Barajı

Derbent Barajı’na gitmek için  Çetinkaya Köprüsü’nden geçip, "Kolay" yoluna sapılıyor. Sapaktan itibaren Asar Kale’ye ulaşmak için yaklaşık  35  km’lik  bir  mesafe  bulunmaktadır . Dağların tepesine kadar tarım yapılıyor. Bu da  bir  anlamda  ormanlık  arazinin yok oluşu demek. Yeni su kanalları yol boyunca sizi takip ediyor. Kızılırmak solunuzda, baraja yaklaştığınızı  müjdeliyor.  Aman  dikkat!!! Yol boyunca karşıdan karşıya geçen kaplumbağalarla   karşılaşabilirsiniz. Yol boyunca gelişimini sürdüren organik mısırlar eşlik ediyor size ve Derbent Barajı karşımızda. Baraj gölünün çevresi de tarım arazi olarak değerlendiriliyor. Baraj gölünün iki tarafında dik yarlara  oyulmuş kaya mezarları insanda hayranlık uyandırıyor.

Bafra’da eğlenceler 

Ramazan ayının 14'ünü 15'ine bağlayan gece ilçede "Sele-Sepet Şenlikleri" adında şenlikler yapılıyor. Sele-sepet gecesi büyüklerle küçüklerin bir arada  eğlendiği  bir  şenliktir.  Eğlence için bir gün önceden hazırlıklar yapılıyor. Herkes çocuğuna halk arasında "sele-sepet" denilen fenerler alıyor. Daha sonra gelecek küçük misafirler  için  şeker,  bozuk  paralar  veya meyve  bulunduruluyor.  Sele-sepet gecesi şenliklerle başlıyor.

Tarım fuarı da ayrı bir şenlik

Her yıl Temmuz ayında tarım fuarı ve geleneksel kavun-karpuz yarışmaları düzenliyorlar.

7 Mayıs Geleneği

Bafralılar,  7  Mayıs  sabahı  kırlara  ve mesirelere giderek gün boyu eğleniyor. O günün sabahı dilekte bulunarak göle ye da akarsuya bir taş atarlarsa, dileklerinin olacağına inanıyorlar.

Bafra Tatları

Bafra, pidesi, köftesi, nokulu ve kaymaklı lokumu ile ünlüdür. Nokul, hamurun  içine  ceviz  ve  kuru üzüm  konularak  yapılır. Bir  de  balkaymak  dondurması meşhur. Günümüzde  ne  yazık  ki unutulmaya  yüz  tutmuş olan Erik Yemeği nefis bir yemektir. Kurutulmuş asıl karaca erik, kuşbaşı et tereyağı ile yapılan Erik Yemeği aynı zamanda midevi ve çok hafiftir.


ÇARŞAMBA

14.01.2015 09:40


Samsun-Ordu  karayolu  üzerinde, Çarşamba   Ovası’nda   kurulmuş, Yeşilırmak'ın iki yanına yayılmış. Samsun’a  36  km  uzaklıkta.  Ulaşım  sadece  karayoluyla  sağlanıyor. Tarihi demiryolu hattı ne yazık ki söküldü. Terme, Tekkeköy, Karadeniz kıyıları, Ayvacık ve Salıpazarı  ilçeleri  ile  komşu.  Çarşamba,  hem  yüzölçümü  hem  de nüfus    yoğunluğu    bakımından Samsun’un  ikinci  büyük  ilçesi. Bafra  ilçesi  gibi,  Çarşamba   da Yeşilırmak'ın   biriktirdiği   bir   birikinti ovasıdır. Yeşilırmak, ovayı ikiye bölüyor. Canik Dağları’nın uzantısı olan dağlar, ilçenin güneyinde kalıyor.  Canik  ormanlarla  kaplıdır. Ama  ovada,  tek  ormanlık  alan Çaltı Burnu üzerindedir.

Türkiye'nin  büyük  akasularından, 416  km  uzunluğundaki  Yeşilırmak ovaya ve Çarşamba’ya can veriyor.  Sivas'taki  Köse  Dağları’ndan (2801 m) doğup, Canik Dağları’nı aşarak Çarşamba Ovası’nı  sulayıp,  Civa  Burnu’ndan Karadeniz'e dökülüyor. Yeşilırmak'ın denize yakın kısımlarında delta gölleri oluşmuş. Sahilde yer alan bu göller; Dumanlı Gölü, Akarak Gölü, Akmaz Gölü ve Kocagöl. Diğer göller ise ırmak yatağının değişmesi sonucu oluşmuştur.

Bunlar; Sazlık Gölü, Çilme Gölü, Körırmak  Gölü’dür.

Göllerin  çevresi  sazlık  ve  bataklıkla çevrilidir.

İlçe merkezi

Yeşilırmak  Çarşamba’yı  ikiye  bölmüş. Kent  yaşamı  da  bu  nedenle hep iki yaka olmuş. Bir tarafta yaşayanlar, öteki tarafa "karşı yaka" demişler. "Karşı yaka"ya geçmek deyim olmuş. Geçit veren tek köprü varmış balangıçta. 20. yy. başlarında ahşap olarak yapılan, ardından Yeşilırmak sularına daha dayanıklı olması için taşa dönüştürülen tarihi köprü. Öyle taşkınlar yaşanmış ki, bu köprü bile zorlanmış, zaman zaman takviye gerekmiş. Simdi Yeşilırmak üzerinde iki köprü var. İkincisi, şehir dışından geçen Samsun Ordu karayolunun  üzerinde. Üçüncüsü da yapım aşamasında. Tarihi köprünün de güneyinde, kentin eski ve yeni mahallerini bir birine bağlamaya hazırlanıyor. Bu köprüyle, Samsun-Ordu Karayolu’yla sıkışan kentin,  güneye  doğru  büyüyeceği hesaplanıyor. Kent merkezi kentin doğu yakasındadır. Belediye ve kaymakamlık binaları, devlet kurumları bu yakadadır. Batı bölüm ise önce tren istasyonu çevresinde gelişmeye başlıyor. Çarşamba’nın ilk orta okulu ve lisesi de bu yakada inşa ediliyor.

Yeşilırmakın suladığı ova, tarıma son derece elverişlidir.

İlçede tarım, Türkiyeye üretim yapacak kadar gelişmiş durumda. Yetiştirilen ürünler; buğday, arpa, çeltik, fasulye, soya fasulyesi, nohut, şeker pancarı, ayçiçeği, şeftali, fındık ve elma başta olmak üzere çok çeşitli. Samsun, Türkiye'deki mısır üretiminin %40’ını sağlarken, mısırın çoğu Çarşamba’da üretiliyor. İlçede 450 dekarlık alana tütün dikiliyor ve yılda ortalama 42 ton tütün yetiştiriliyor. Ekime ve dikime elverişli alanların geniş olması, çiftçilerin verimli alanlarda sebzecilik  yapmalarına  da  olanak sağlamıştır. Çarşamba, sanayi alanında da gelişmiş bir ilçedir. Özellikle yörede üretilen fındığı işleyerek, Almanya, ABD, Suudi Arabistan, Hollanda, Belçika, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya gibi ülkelere ihraç eden üç fındık kırma fabrikası vardır. Ayrıca deniz ürünlerini işleyerek Fransa'ya ihraç eden iki küçük fabrika da mevcuttur.

Çarşamba mutfağının ecesi “mısır” ve pidedir.

Mısır pastası, mısır çorbası, keşkek, karalahana çorbası ve sarması, kaz tiridi, yörenin en ünlü yemekleridir. Buğday unundan yapılan "Çarşamba pidesi" de son derece lezzetli, mutlaka denemelisiniz. Büyük şehirlerde Samsun ve Bafra pidesi olarak tanınan kapalı pidenin hası Çarşamba’da yapılır aslında. Eskiden has pideciler vardı, şimdi de pidecilerin yanısıra her çeşit yemek servisi veren dükkanlarda da bir pide fırını bulunuyor. İnce açılan pide hamuru kıymalı, peynirli, çökelekli iç malzeme yerleştirildikten sonra kapatılıyor ve fırına sürülüyor. Odun fırınında pişirilen pide, üzerine tereyağı sürülerek servis yapılıyor. Açık pide çeşitleri de mevcuttur. Pastırmalısı, yağlı yumurtalısı en çok rağbet edilenlerin başında geliyor.


HAVZA

14.01.2015 09:38


Ankara - Samsun Karayolu yolu üzerindeki Havza, Orta ve Karadeniz bölgesinin sahil illerini İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerine bağlayan önemli bir karayolu ve demiryolu üzerinde  bulunuyor.   Samsun’a 84 km Amasya’ya 53 km uzaklıktadır.  Komşu  ilçeleri  Merzifon’a  24,Suluova’ya 15, Vezirköprü’ye 30,Ladik’e 32, Kavak’a 33 km uzaklıktadır. Ulaşım karayolu ve demiryolu  ile  sağlanıyor.

İlçe, kısmen ova kısmen de dağlık, engebeli bir arazi üzerindedir. Merkezi ise üç tarafı dağlarla çevrili bir vadi üzerine kurulmuştur.

Havza, bulunduğu coğrafya nedeniyle karasal iklimden ılıman deniz iklimine  geçiş  bölgesinde yer alıyor.

Bu nedenle Karadeniz bölgesinin sahil kesimine göre daha az yağış alıyor. Kış aylarında sis, kar yağışı ve buzlanma görülüyor.

İlçe Merkezi

Havza’nın  merkezine  yaklaşırken yolculuğunuz tarlalar ve yeşillikler arasında devam ediyor. Havza’nın girişinde genellikle iki katlı, altı dükkan yapılar dizilidir.

Havza’nın    meydanında    Atatürk anıtı,  arkasında  da  Büyük  Termal Oteli  yer  alıyor.  Burası  bir  yokuş üzerinde   konuşlanmış   termallerin bulunduğu, kendine has yapısı olan, renkli ve hareketli bir yerdir. Marketlerin   dışındaki   standlarda model model yüzme simitleri ve mayolar sallanıyor, hazırlıksız gelen ziyaretçiler içindir.Tarihi hamamlar ne yazık ki yapılan tadilat ve tamiratlarla özgünlüklerini kaybetmiştir.

Havza’nın gelişiminde kaplıcaların rolü;

Osmanlı yönetimine geçtiğinde Havza, Tersakan ırmağının batı tarafında küçük bir yerleşim merkezidir. Kasabanın batısında, yüksek bir yerde bulunan kaplıcanın cilt hastalıklarını ve bazı iç hastalıklarına şifa verdiğine inanıldığından değişik yerlerden pek çok kişinin akınına uğrarmış.

Halkın buraya akın akın geldiğini gören Türkler, bu kaplıcanın olduğu yere, bir hamam, imaret ve misafirhane gibi, ziyaretçilerin ihtiyaçları olan binaları inşa etmekte gecikmemişlerdir.

Önce de Sultan Mesud Hamamı, daha sonra da Şadi Paşa Hamamı yapılmıştır. Şadi Paşa Hamamı’nın mimari üslubuna bakılırsa, Selçuklu eseri olduğu anlaşılıyor.

Ekonomide çeşitlilik ;

Havza ekonomisinde termal turizmi önemli bir yere sahiptir. Çok sayıda otel, motel ve pansiyon şifalı sulardan faydalanmak için Havza’ya gelenleri ağırlıyor dört mevsim boyunca. Havzalılar tarım ve hayvancılık da yapıyor büyük ölçüde. Orman köylerinde ise halk geçimini orman ürünlerinden sağlıyor. Eski ve Yeni Çeltek denilen mevkide ise linyit kömürü ocakları işletiliyor.

Milli Mücadele Yıllarında Havza

Anadolu’nun bütün diğer yörelerinde  olduğu  gibi  Havza’da  da,  93 Harbi olarak tarihimizde anılan Osmanlı-Rus Harbi, Balkan savaşları, "Düvel-i Muazzama" yani o dönemin  süper  devletlerine  karşı  verilen ve Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla  gerçekleşen  Çanakkale  Savaşları’nın  sebep  olduğu  maddi manevi yıkımları konu alan ve "Yurdumuz Havza" adında bir kitap yazan Zübeyirzade Mehmet Fuat   Efendi   Mustafa   Kemal’in Havza  günlerini  şöyle  anlatıyor:

"Mustafa Kemal Paşa, 13 Haziran 1919 günü Havza’dan ayrılarak Amasya’ya geçmiştir.

İlçede kaldığı 18 gün boyunca şimdi restore edilerek müze olarak kullanılan Mesudiye Oteli’nde ikamet etmiştir. Rahatsız olarak geldiği ilçede hem Milli Mücadele’nin temellerini atmış, hem de şifalı kaplıcalarında sağlığına kavuşarak ayrılmıştır."

Her derde deva şifalı sular

Kaplıca suyunun kaynaktan çıkış sıcaklığı   55   derecedir.Yılda   yaklaşık 100.000 kişinin faydalanabildiği bu kaplıcaların suyu arsenik, silis, çelik, bikarbonat, sodyum, sülfat ve kısmen kalsiyum ihtiva ediyor.Şifa  bulmak  amacıyla  buraya  gelen hastalar en çok cilt hastalıkları, sinir hastalıkları, kadın hastalıkları, romatizma, kireçlenme, kas ağrıları, kaza ve ameliyat sonrası oluşan kas ve sinir hastalıkları, eklem sertlikleri, çeşitli felçler, kansızlık, mide, bağırsak ve karaciğer rahatsızlıkları, böbrek ve idrar yolu hastalıkları ile iktidarsızlık sorunları için bu kaplıcalara geliyorlar.

Havza kaplıcalarının mucizevi öyküsü;

Havza’nın içinden geçen Samsun-Ankara karayoluna yaklaşık 1 km uzaklıktaki İmaret Mahallesi’ndeki 5 kaplıcanın hikayesi oldukça ilginç:

Söylenceye göre, günümüzden 2000 yıl öncesinde gerçekleşen bir depremde, bugünkü kaplıcanın olduğu yerde bir kilise varmış. Depremde bu kilise yıkılırken, altından sıcak su çıkmış. İşte bu depremden beri, 2 bin yıldır şifa dağıttığına inanılan bu sıcak sular yörenin tarihi sağlık tesisleri olarak hizmet vermeye günümüzde de devam ediyorlar. Bunlardan 3’ü eski tarihlerde yapılmıştır. Aslanağzı-Kız Gözü, Maarif ve şifa hamamlarıdır. Diğer ikisi de 1986 yılından sonra yapılmış olan Modern Türk Hamamı ile Lokman Hekim kaplıcalarıdır.

Atatürk'ü Anma ve Kutlama Festivali  ;

Atatürk’ün  25  Mayıs  1919'da Havza'ya gelerek 18 gün boyunca konuk olmasının anısını yaşatmak amacıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1989 yılına kadar "Mahalli Bayram" olarak kutlanan 25 Mayıs etkinlikleri bu tarihten itibaren, "Atatürk'ü Anma ve Kutlama Festivali"ne dönüşmüştür.

Her yıl değişik konser, tiyatro, halk oyunları gösterisi ile sergiler, konferans ve panellerin yanı sıra birbirinden ilginç yarışmalar düzenleniyor. 13-20 yaş grubu gençler bisiklet yarışması, liseler arası bilgi yarışması, amatör bilgi yarışması, amatör ses yarışması  bu  yarışmalardan  belli başlı  olanlarıdır.  Her  yıl  görkemli gösteri ve törenlerle kutlanan festivalin diğer bir özelliği de festival etkinlikleri içersinde her yıl düzenlenen ve "Karadeniz Kırkpınarı" olarak tanınan Havza 25 Mayıs Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleridir.

Her şeyden önce Anadolu'nun en güzel güreş alanlarından birine sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz Havzanın, bölgede düzenlenen güreş organizasyonları arasında ilk sırada gösterilen 25 Mayıs Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleri ile gerek müsabakalara katılım gerekse izleyici oranı ve mükemmel organizasyonu bakımın dan "Karadeniz Kırkpınarı" unvanını fazlasıyla hak ediyor.

Havza Mutfağı

Samsun'un hemen hemen tüm ilçelerinde olduğu gibi keşkek ve tirit Havza'nın da en meşhur yemeği. Havza'da hamur işleri de yaygın olarak yapılıyor.